Badadez

October 13, 2008

Uzaktan Eğitim

Filed under: İnternet — Tags: , , — cagla @ 6:57 am

Online Okullar denilince, akla ilk Uzaktan Eğitim gelmektedir. Bu yazımızda, uzaktan eğitimi inceleyeceğiz.

Uzaktan Eğitim Ne Demektir?
Eğitim amaçlı bilginin, iletişim araçları ( internet, televizyon, radyo ) ile elektronik olarak istenilen mekana ulaştırılmasına uzaktan eğitim denilmektedir. Bu anlamda, öğretmen ve öğrenci farklı mekanlarda bulunmakta, beraberbilgi akışı veya öğretme işlevi, iletişim teknolojisi ile yerine getirilmektedir. Kısaca uzaktan eğitim, zaman mesafe ve katılım zorluklarını ortadan kaldırmaktadır.

Uzaktan eğitimde yararlanılan teknolojiler geleneksel olarak basım (ders kitabı, yardımcı kitap, alıştırmalar, ders sunum çizelgesi, örnek olaylar ve haber bültenleri posta yoluyla öğrencilere ulastırılır), ses-audio ( sese dayalı kaydedilmiş derslerin yayın yoluyla öğrencilere ulastırılmasını ve tam etkileşimli ses konferans tekniklerinin tümünü kapsar), görüntü-video (görüntüye dayalı kaydedilmiş derslerin, banttan TV yayını şeklinde veya canlı yayın yoluyla ve öğrencilerin yayın sırasında soru sormalarını sağlayacak şekilde tam etkileşimli olarak sunumuna dayalı tekniklerin tümünü kapsar), bilgisayar-elektronik ortam (derslerin iletişim ağına bağlı bilgisayarlar üzerinden tam veya sınırlı etkileşimli ya da etkileşimsiz (bağımsız) olarak sunumunu sağlayan ve bilgisayar destekli eğitim, bilgisayar ortamından eğitim, bilgisayar yönetiminde eğitim tekniklerini kapsar).

Gelin, uzaktan eğitimin bizlere getirdiği avantajlara göz atalım;

Maliyette tasarruf sağlanması

  • Zamandan ve mekandan tasarruf sağlanması
  • Sınıf ortamında olabileceğinden daha çok kişiye erişilebilmesi
  • Evinden dışarı çıkamayan (özürlülerin) eğitim alabilmesi
  • Eğitim verimliliğinde artış sağlanması
  • İşitsel ve görsel tasarımlar yoluyla öğrenmede artış sağlanması
  • Bilgi ve birikimlerin paylaşılmasına olanak sağlanması
  • Kesintisiz ve sınırsız eğitim imkanı vermesi
  • Kişilerin gelişimlerinin takip edilip, değerlendirilmesi
  • Eğitmen ve öğrencinin farklı mekanda olmasına rağmen Internet aracılığıyla tek veya çift yönlü iletişim kurmasının sağlanması

Tabi ki, avantajlar, dezavantajları beraberinde getirmektedir.

  • Öğrenme ortamlarında önemli görülen yüz yüze etkileşim ortam ve olanakları ortadan kalkması,
  • Öğrenme sürecinde karşılaşılan öğrenme güçlüklerinin anında çözülememesi ve bu durumun ardından gelişebilecek sıkıntılar,
  • Anında yardım görememe ve sorunun giderilmemesinden kaynaklanan davranışların gelişimi
  • Kendi kendine çalışma alışkanlığı olmayan ve bu yeteneğini geliştirmemiş bireyler için planlama zorluğu
  • Çalışan bireylerin kendine ayıracakları vakitte ders çalışma zorunluluğu
  • Laboratuar, atölye gibi uygulama ağırlıklı konuların işlenmesindeki sınırlılıklar
  • Öğrenci sayısındaki fazlalık nedeni ile iletişimdeki sınırlılıklar

Dünya çapında, uzaktan eğitim veren okulların listesi http://www.allonlineschools.com/ ‘ dan bulunabilir. Bununla birlikte, BBC’nin tüm yaş gruplarına hitaben ücretsiz olarak eğitim içerikleri bulunduran sayfasını  - http://www.bbc.co.uk/learning/  - ziyaret etmenizi öneriyorum.

Hardware

Filed under: Technology — cagla @ 5:02 am

CPU
It stands for Central Processing Unit. Many users erroneously refer to the whole computer box as the CPU.  In fact, the CPU itself is only about 1.5 inches square.  The CPU does exactly what it stands for. It is the control unit that processes all* of the instructions for the computer.  Consider it to be the “brain” of the computer.  It does all the thinking.  So, would you like to have a fast or slow brain?  Obviously, the answer to this question makes the CPU the most important part of the computer.  The speed here is the most significant. The processor’s (CPU’s) speed is given in a MHz or GHz rating (see Glossary). 3 GHz is roughly 3,000 MHz.
Motherboard
The best way to describe the motherboard goes along well with my human body analogy that I used for the CPU.  The CPU is the brain, and the motherboard is the nervous system. Therefore, just as a person would want to have fast communication to the body parts, you want fast communication between the parts of your computer.  Fast communication isn’t as important as reliable communication though.  If your brain wanted to move your arm, you want to be sure the nervous system can accurately and consistently carry the signals to do that!  Thus, in my opinion, the motherboard is the second most important part of the computer. 
The motherboard is the circuit board to which all the other components of the computer connect in some way.  The video card, sound card, IDE hard drive, etc. all plug into the motherboard’s various slots and connectors.  The CPU also plugs into the motherboard via a Socket or a Slot. 

Hard Drive
As the primary communication device to the rest of the computer, the hard drive is very important.  The hard drive stores most of a computer’s information including the operating system and all of your programs.  Having a fast CPU is not of much use if you have a slow hard drive.  The reason for this is because the CPU will just spend time waiting for information from the hard drive. During this time, the CPU is just twiddling it’s thumbs… 
The hard drive stores all the data on your computer - your text documents, pictures, programs, etc.  If something goes wrong with your hard drive, it is possible that all your data could be lost forever. Today’s hard drives have become much more reliable, but hard drives are still one of the components most likely to fail because they are one of the few components with moving parts.   The hard drive has round discs that store information as 1s and 0s very densely packed around the disc. 

Memory
All programs, instructions, and data must be stored in system memory before the computer can use it.  It will hold recently used programs, instructions, and data in memory if there is room. This provides quick access (much faster than hard drives) to information.  The more memory you have, the more information you will have fast access to and the better your computer will perform.
Memory is much like the short term memory in your brain. It holds your most recent information for quick access. Just as you want to accurately remember this information in your head, you want your computer’s memory to have the correct information as well, or problems will obviously occur. Bad memory is one of the more common causes of computer crashes, and also the most difficult problem to diagnose. Because of this, making sure you get good RAM the first time around is very important. My Recommendations will help you get the fastest, highest quality RAM you can.
There are many, many different types of memory for different tasks.  The main ones today are DDR PCxx00 SDRAM DIMMs (this includes PC2700, PC3200, etc.) and Direct RDRAM RIMMs

CDROM-DVDROM
CD-ROM drives are necessary today for most programs. A single CD can store up to 650 MB of data (newer CD-Rs allow for 700 MB of data, perhaps more with “overburn”). Fast CD-ROM drives have been a big topic in the past, but all of today’s CD-ROM drives are sufficiently fast. Of course, it’s nice to have the little bits of extra speed. However, when you consider CD-ROM drives are generally used just to install a program or copy CDs, both of which are usually done rarely on most users’ computers, the extra speed isn’t usually very important.  The speed can play a big role if you do a lot of CD burning at high speeds or some audio extraction from audio CDs (i.e. converting CDs to MP3s).
CD-R/RW (which stands for Recordable / ReWritable) drives (aka burners, writers) allow a user to create their own CDs of audio and/or data.  These drives are great for backup purposes (backup your computer’s hard drive or backup your purchased CDs) and for creating your own audio CD compilations (not to mention other things like home movies, multimedia presentations, etc.).
DVD-ROM drives can store up to 4 GB of data or about 6 times the size of a regular CD (not sure on the exact size, but suffice to say it’s a very large storage medium).  DVDs look about the same and are the same size as a CD-ROM. DVD drives can also read CD-ROM drives, so you don’t usually need a separate CD-ROM drive. DVD drives have become low enough inprice that there isn’t much point in purchasing a CD-ROM drive instead of a DVD-ROM drive.  Some companies even make CD burner drives that will also read DVDs (all in one).  DVD’s most practical use is movies. The DVD format allows for much higher resolution digital recording that looks much clearer than VCR recordings. 
DVD recordable drives are available in a couple of different formats - DVD-R or DVD+R with a RW version of each. These are slightly different discs and drives (although some drives support writing to both formats).  One is not much better than the other, so it really boils down to price of the media (and also availability of the media).

Bir KKTC Masalı..

Filed under: Kıbrıs — cagla @ 1:34 am

15 sene öncesiydi..  Günlerce elektriksiz kaldığımız günleri hatırlıyorum. Dışarda, gece 11-12 ye kadar lüxlerin ışığında oturur, traji komik halimizi tartışır dururduk.  5-6 gün elektriğin gelmediği zamanlarımız oldu. Şimdi dönüp baktığımda, gerçekten de uzunmuş.

O zamanlarda, COMMORE 64 fırtınası vardı. Bayram sevinci ile almış, joystick i kırana kadar oynadığımız günleri unutamıyorum. Kasetleri takıp, LOAD yazıyorduk, böylece oyunu 64KB lik hafızasına yüklüyor, bizler de oyunların keyfine varıyorduk.

Arkadaşımın evinde AMSTRAD , 5 ¼ inch disketli bilgisayar ile tanışmıştım. Pacman oyununu ilk o bilgisayarlarda görmüştüm. DOS komutları ile CD , DIR yazarak, sonu .exe olan oyunları arar, sonra oyunun ismini yazıp, hayal alemine dalardık.

SABAH gazetesinin kuponlar ile verdiği, gri renk ATARİ ler ile tanışmış, hatta içinde 500 oyun olduğunu duyduğumuzda ağzımız kulaklarımıza varmıştı. Fakat, gerçekte 20 oyun vardı, diğerleri sadece farklı versiyonları idi ( Hepsini oynamak için can atan bir çocuk için gerçekten büyük bir hayal kırıklığı ) . Mario ile bu dönemlerde tanışmış, ellerimizde kumandalar ile günlerimizi geçirdiğimizi anımsıyorum.

Gerçek bilgisayarlar piyasalarda .. Önceleri hafızaları güçlü olmadığı için delikli kartlar ile programlanıyorlardı. Doğu Akdeniz Bilgisayar Mühendisliği ilk mezunları bunlarla tanışmışlar. Bir program kurabilmek için veya sistemi programlayabilmek için bazen yüzlerce delikli kartı, sırası ile yuvalarına koyup, çıkartmak gerekiyormuş.. İşin kötü yanı, orta sıralarda bir kart bozulduğunda, tüm kartları geri gönderip yenilerini sipariş etmek gerekiyormuş..

Ve, Windows piyasalarda.. Önce Windows 3.1, sonra Windows 95. Windows 95 ten aklıma kazınan olaylardan birisi Plus versiyonunda, Orman Teması. Bilgisayar meşkul olduğunda fare imgesi Arı’ya dönüşüyordu. Tabi ki, aklımda kalan diğer şey ise FIFA’95 . Spikerlerden tutun, görüntü kalitesine kadar, tam bir devrim niteliği taşıyordu.

Internet.. 9 sene öncesi.. Bir Cumartesi günü evde MIRC , konuşma programına bağlanmıştım. Kanal olarak #girne vardı o zamanlar. Cogu KKTC’li genç gibi, ben de ilk olarak internete Chat vasıtası ile tanışmıştım. O zamanlar Dial Up kullanıyorduk, şimdilerde ADSL geldi.

Sonrası gayet hızlı ..  Windows 98, Windows 2000, Windows XP ve Vista..  Dünyada teknoloji o kadar hızlı ilerlemişti ki, KKTC’deki aileler çocuklarına hangilerini alacaklarını şaşırmıştılar. Birkaç hafta sonra bilgisayar eskiyor, bunu dert ediniyorlardı.

##

Yukardaki kronolojik sıralama, yaşadığım ve gözlemlediğim olaylardan hazırlanmıştır. Nerden nerelere geldiğimiz ile ilgili fikirler veriyor.

KKTC’li aileler , çocuklarını çok sevmekte, onların hiçbirşeylerini eksik etmemek için ellerinden geleni yapmakta. Bunların içinde tabi çocuklarına son model telefon, laptop almaları da var tabii ki.

Bu da teknolojik yönden yoksul olmadığımızı gösteriyor. Ellerimizde bilgisayarlarımız ve internet mevcut.( ADSL veya Dial UP ) . Fakat beni üzen bir nokta var;

-Hayatım boyunca  1-2 arkadaşım dışında, ülkemiz için yararlı teknolojik bir ürün, bir yazılım veya bir proje veya bir kitap VS gibi fikirler duymadım.

Gerçekten de bu beni çok üzüyor. Sayın yazarımız Gölge ADAM ın KKTC’den niye Google, Yahoo çıkmaz?  yazısı vardı, ne kadar hak vermek istemesem de, üzüntümle birlikte hak verdiğimi söylemek istiyorum.

Teknolojik altyapı bir yana, fikir yoksunluğu buna birinci etken.

İnternet alanından baktığımızda, KKTC’de sivrilen bazı siteleri gözümüze batıyor. Bunlar www.bariya.com ve http://www.kibristube.com/  . Kullanıcıları ve hitleri çok olan siteler, fakat bir yenilik getirmiyorlar. Maalesef bariya.com dünyaca ünlü Facebook sitesinden, kibristube.com de isminden anlaşılabileceği gibi Youtube sitesinden kopyalanarak yapılmış sitelerdir. Çalışmalarını gayet başarılı bulduğum webmaster arkadaşlarımdan, biraz daha yenilikler getirmeleri tavsiyesinde bulunabilirim. Böylece sitelerimizi sadece KKTC değil, tüm dünya görecek, sevencek ve kullanacaktır.

Google veya Facebook sitelerinin, 1-2 kişi tarafından yaratıldığını düşünürsek, KKTC’den bunların çıkmaması için bir neden olduğunu düşünmüyorum. Onlar nasıl yaptılar ise, bizler de yapabiliriz. Güzel fikirler çıkarabilmemiz için, hiçbir eksiğimiz yok .

Artık lüx ışıklarımız, Commodore 64 yok, onların yerine son model bilgisayarlarımız ve dünyaya bağlantımız var. Haydi iş başına.

October 3, 2008

Beyaz güvercin

Filed under: Aşk — ceyda @ 10:38 am

havada uçan beyaz güvercin

haberler getirse sana, anlatsa kanatlarýný çýrpa çýrpa

her an kalbimde seni nasýl taþýdýðýmý

sanki mümkünmüþ gibi, hayat’da mucizeler varmýþ gibi

beni sevmeni ne kadar çok istediðimi

ama o kadar uzakki aramýzdaki mesafe

o beyaz güvercin bile uçamaz yanýna

oysa mesafeler engel olmamalýydý aþka

ben seni hep sevdim…

ama sen sevemedin, taþýyamadýn bu yükü

taþýmak istemedin…

oysa ben boþ ceplerimde bile seni taþýyorum

hep yaðmur damlasýna seni anlatýyorum

gökyüzüne dalmýþ seni ararken, hep buluyorum

hiç aðlamýyorum ben sen yoksun diye

öylesine kapýlmýþýmki bu büyüye

sanki hayat’da imkansýz þeyler gerçekleþirmiþ gibi

bekliyorum birgün anýsýzýn telefonumun çalmasýný

bana verdiðin o umut tohumlarý nasýl yeþerdi içimde

nasýl dallanýp budaklandý, koca bir aðaç oldu

görebilseydin keþke..

sen þimdi kimin yari olmuþsun bile bilmezken

ben hala senin ruhunla yaþýyorum

Yine

Filed under: Aşk — ceyda @ 10:37 am

yine yaðmurlu bir sabah

yine güneþ doðmamýþ sanki

ve yine bulutlar örtmüþ tüm gökyüzünü usulca

o kadar uzun bir zaman olmuþki gözlerim göremeyeli

doðmayalý bu güneþ

sanki doðmasý bir mucize kadar umutsuz

bir hayal kadar imkansýz

hayat bir oyun sanki

kaydýmý bir kere ayaðýn, dönüþü yok sanki

izi ve gölgesi her adýmýnýn peþinde

ve her kötü aný bir yük omuzlarýnda

çocuk olmayý özledim

hani pencere baþýnda

bir gün herþey deðiþecek diye

safca beklediðim günleri

en azýndan bir zamanlar hayallerim ve umutlarým vardý

topraða ekipte kendi ellerimle

yeþermesini beklediðim

yeþeremedi bir türlü ektiklerim

yeþersede yapraklarým hep döküldüler

dur zaman dur, akýp gitme ellerimden

uçurtmam ol ellerimde, hep elimde

avuçlarým terleyene kadar sým sýký, ama rüzgar ne yöne eserse

beni de sürükle

gökyüzünün en mavi yerine

hiç yaðmur olmayan, þimþekler çakmayan

kar ve yaðmur yaðmayan yerine

kapkaranlýk bulutlar olmasýn adýmlarýmý çektiðin yere

ama ben yinede avuçlarým terleyene kadar

sýmsýký tutarým ellerimde, avuçlarým terleyene kadar

Yıkık

Filed under: Aşk — ceyda @ 10:34 am

kýrýk bir cam içimi parçalayan

ve geçmiþten kalan hayaller kara bulutlar baþýmda dolaþan

yýllar önce akýttýðým gözyaþlarým

þimdi damla damla üzerime yaðan

bir zamanlar hayatýn anlamý olan

hayal kýrýntýlarý

ve daðýlan bulutlarý anýmsatan

kaybolan düþler…

koca bir ormanda bir mum gibi yanan

umutlar, hangi aðacýn ardýnda yandýðý gözükmeyen

zaman daraldýkca eriyip giden

ama bir türlü bulunamayan…

her aðacýn arkasýnda karanlýklar

Bir saatin

Filed under: Aşk — ceyda @ 10:33 am

sen bana bir saatini çok gördün

evet, bana bir saatini çok gördün

ben her saniyem seni düþünmekle geçirirken

sen bana bir saatini çok gördün

ben sana söylemek istediklerimi

o kadar tekrarladýmki artýk

kulaklarýmda ezberlenmiþ bir þarký gibi duyuyorum söylediklerimi

oysa sen bana bir saatini çok gördün

beni dinlemedin… dinlesende duymadýn..

ben nerdeyse yolda seninle yürürken

hayalini gölge gibi nereye gidersem gideyim

hep peþimde sürüklerken

sen bana bir saatini çok gördün

ben yüzünün her çizgisini o kadar benimsemiþimki

nerdeyse resmini çizebilirken

sen bana bir saatini çok gördün

beni görmedin bile, baksanda hiçbirþey görmedin

körmüþ gibi sanki gözlerin

oysa ben o gözleri her aynaya baktýðýmda görüyorum

ama sen bana bir saatini çok gördün

dedim ya gülüm, ben gülüþünü, sesini, duruþunu

ezberlemiþim ayak seslerini bile

ben seni bu kadar çok severken,

ömrümü bile sana adamýþken

sen bana bir saatini çok gördün

evet, bana bir saatini çok gördün

Sevmek sadece sevmektir

Filed under: Aşk — ceyda @ 10:30 am

sevmek sadece sevmektir…

eskimiþ ve takýlmýþ bir plak gibi sürekli tekrarlýyorum

bu üç kelimeyi…

sevmek uzun seneler beklemek deðildir

sevmek sadece sevmektir

sevdiysen bu hiç pes etmeyeceksin

yolun sonuna gelmeyeceksin

yüzündeki kýrýþýklýklar artana kadar

saçlarýna ak düþene kadar bekleyeceksin demek deðildir

sevmek sadece sevmektir

sevmek her zaman affetmek deðildir

sevmek sadece sevmektir

sevmek narindir, affetmez akýtýlan gözyaþlarýný

kapanmayan yaralarý, aldatýlmayý

sevmek sadece sevmektir

sevmek aþk kýrýntýlarýyla yetinmek deðildir

sevmek sadece sevmektir

kýrýntýlarla doymaz hiç bir zaman

kýrýntýlarla yetinmektense, aç kalmayý tercih edenlerdendir

çünkü sevmek sadece sevmektir

yalvarmak deðildir sevmek, ne de diz çökmek

sevmek gurursuzluðu katmaz hesaba

kendini ezdirmez, boyun eymez

sevmek sadece sevmektir

sevmek herþey olabilir, ama bazen sevmek sadece kendisidir

sevmek sadece sevmektir

çünkü sevmek bazen savaþmak, bazen vazgeçmektir

sevmek sadece sevmektir

Milyonlarca kelime

Filed under: Aşk — ceyda @ 10:29 am

milyonlarca kelime feda ettim sana

ve iþte bir kaç kelime daha…
senin için bu þiirde ekleniyor

bir þiir daha, senin taraýndan okunmasada

tüm satýrlarý senin için yazýlyor

sensiz geçen bu kaçýncý gün bilmiyorumki

hiç bir günüm seninle geçmediki

doyamadýðým gülüþüne, sesine hasret kaldým

ben tek bir sözüne takýlý kaldým

bu aþktan bana arda kalan kýrýntýlar var

umutsuzluk umutlarýmdan bin kat daha fazla olsada

ben hayallere tutunuyorum

ezberlediðim bir kaç sözüne sarýlýyorum geceleri üþüdükce…

yokluðundan rüyalarýmý diyar diyar geziyorum her gece

gerçek hayatda sana rastlayamadým

belki orda rastlarým diye

sensiz uyandýðým her güne

sen bir gün olacksýn diye bekliyorum

her gün bir hayal kýrýklýðý olsada

dua etmekten vazgeçmiyorum

ve her gün hayatýma bir hayal kýrýklýðý bir de yeniden ektiðim yeni bir umut ekliyorum

geleceksin, ve seveceksin diye bekliyorum

her gün bu satýrlarý okursun diye bekliyorum…

Bavulum

Filed under: Aşk — ceyda @ 10:27 am

giderken bavulum boþ gitmiþtim

ve yine boþ bir bavulla dönüyorum

uzak yollardan…

giderken bavulumda olan bir kaç umut kýrýntýlarýndan

bir iki tanesi daha eksildi

bir kaç tane daha hayal kýrýklýðýyla

aðýrlaþtý bavulum..

ve þimdi daha umutsuz

daha yorgunum…

imkansýzlýklar ekledim bavuluma boþ kalan ceplerine

bavulum neredeyse umutsuzluk ve imkansýzlýkla dolmuþken

günler geçtikce çoðalan bir tek þey daha var

o da kalbimde büyüttüðüm sevdan

« Newer PostsOlder Posts »

Powered by WordPress