Sözlü Tarih - Çocuklar Unutturmadı
Bugünlerde adından sıkça bahsettiren Barış İçin Tarih ve Diyalog Derneği tarihin tozlu sayfalarını hareketlendiren güzel bir çalışmayı yayınlayarak Kıbrıs Tarihi’ne katkıda bulunmuştur. Barış İçin Tarih ve Diyalog Derneği’nin başkanı Güven Uludağ ve yönetim kurulu üyelerinden biri olan Koral Özen’in yaptığı açıklamayı sizlerle paylaşıyorum;
“Ülkemizde, araştırmacılık bilincini gençlere aşılamak adına, tüm liselerde başlatılmış olan ve hala daha devam eden sözlü tarih projesi yapılmaktadır. Eğitim bakanlığı ve KTOEÖS ‘un ortak bir projesi olan ve liselerde öğrencilerin aktif katılımı ile, kayıt cihazlarını kullanarak, tanıdıkları yaşlı kişilerle sohbet edip, onların hayat hikayelerini kaydettikleri ve geçmişin nasıl yaşandığı hakkında bilgi sahibi oldukları, Kıbrıs hayatını daha derin ve tam içinden tanıma fırsatı buldukları büyük çaplı bir araştırma projesi başlatılmıştır.
Bu projenin devam ettiği sırada, sözlü tarihin, küçük yaştan itibaren yeni nesillere tanıtılmasını , çocukların etraflarında yaşanan hayata farklı bir bakışla bakmalarını ve merak edip, sorular sormalarını teşvik etmek amacıyla, tam anlamıyla sözlü tahih olmasa da, ilkokul öğrencilerinin yapabileceği nitelikte, yazılı araştırma projesi ile, ilkokullarda da bir başlangıç yapılmıştır.
Hem Kıbrıs tarihini çocuklara sevdirmek, hem etrafındaki insanları tarihin sayfalarına katıp, Kıbrıs tarihini tanıdıklaştırarak sahiplenmelerini sağlamak, hem de soru sorabilmelerini teşvik edip, onların araştırmacı kimliğini öne çıkarmak amacıyla, “Nene ve dedelerinizin ilkokul hayatını araştırınız.” Konulu yazılı bir ödev verilmiştir. Ulaşımın zor olmasından dolayı tüm okullarda değil, sadece Mağusa ve lefkoşa’daki okullarda başlatılan bu projeye, okullardaki öğretmen ve öğrenciler tarafından oldukça büyük bir ilgi gösterilmiştir ve bu faaliyet memnuniyetle karşılanmıştır.
Ödevin çocuklara verildiği ilk günden itibaren ailelerden çok güzel tepkiler gelmiş, dede* nene—torun ilişkisinde , iki nesil arasında, çok hoş sohbetlerin başladığı söylenmiştir.tarihi bilincin uyandırılmasının yanı sıra, günlük hayatta aile içinde konumları önceden belirlenen “dede”-“nene” kimliğinin torunların gözünde birşekilde değiştiği gözlemlenmiştir. Çocuklar, yaşlı insanların çok ilginç hikayelerle dolu olduğunu anlayıp, bir zamanlar onların da kendileri gibi çocuk olduklarını fark etmişler ve bu ödev, aile içinde nesillerarası yakınlaşmaya katkı koymuştur.
Ödevlerin elimize gelmeye başladığı ilk günlerden itibaren, okunan her satırla, geçmişin sayfalarında dolaşmaya başlamış gibi hissettik kendimizi. Resimler, karneler… çok şeyler anlatır… ama anlatılan hikayelerdeki sıcaklık, geçmişe özlemi hissettiren çok samimi anılardı…
Hikayelerde o günleri biz de yaşadık ve eskinin o tozunu, nemli kokusunu içimize çekip, yürümekle bitmeyen okul yollarını yürüdük, tek odalı köy okullarının karmaşık kalabalığında kaybolduk…
Ve hatırladık… hepimiz hatırladık… ne güzel günlerdi o günler… bir yerlerde, köşelerde unutulmaya hazırlanan güzel ve değerli anılar…Bizim olan, bizi biz yapan ve meğer hepimizin sahiplenmesi gereken “ Kimliğimiz” olan anılarımız… işte bu güzel çocuklar bize bunu hatırlattılar.”Unutmadan, Unutulmadan… mirasımızı istiyoruz, bize anlatın!!!” dediler.kendi elerliye bu anıları yazıp, kendi renkleriyle canlandırdılar o gunleri…
Mirasımız, geçmişimizdir. Çocuklarımızın sahip çıktığı mirasın ürünü olan bu güzel kitap, çok değerli bir hazinedir. Teşekkürler çocuklar, mirasımıza sahip çıktığınız, değer verdiğiniz, can verdiğiniz için… tebirkler ve teşekkürler…”