Badadez

January 11, 2010

Gençler..

Filed under: Kıbrıs — sercan @ 1:29 pm

Sürekli Kıbrıs’ta ağızdan ağıza dolaşan sorulardan biridir bu soru: “Ne olacak bu gençlerin hali?”  ( “Ne olacak bu Kıbrıs meselesi” sorusu kadar popüler olmasada ) .  Kıbrıs bir ada ülkesi olmasına ve toplum kültüründen kaynaklandığı üzere okuma oranımız şahane bir seviyede. Tabi üniversiteye kadar, üniversite seviyesine geçildiğinde, derslerde aksamalar veya okulu uzatmalar da dramatik biçimde artıyor.

Gençler o kadar sene okuyor, aileleri emek ve masraf ediyorlar. Neden ?  Çocuklarının okulu bitirdiklerinde bir diploması, etiketi olsun diye.

Okul bitiyor ve  hayata atılıyorlar..

Peki ya sonra?

Herkes iş yok, güç yok diye şikayet ediyor. Bir yönden da haklıdırlar, ama bardağın dolu tarafını görmek gerekiyor.

İş yoksa eğer, işi yaratacaksın. İş yoktur diye bütün gün yan gelip yatarak, veya Kıbrısın güzel gecelerinde o bar senin bu bar benim diyerek gezersen tabi ki iş bulamazsın. İşi nasıl yaratacaksın diye soranlara aşağıda açıklıyorum:

Dünyaya açılacaksın. Kıbrıs’ta olmayanı Kıbrıs’a getireceksin. Bunu da internet ile yapacaksın. Nasıl facebook ta tüm dünyadaki herkes gibi farmville oynayabilir, veyahut youtube izleyebiliyorsan, internetin gücünü de doğru düzgün kullanarak, tüm dünyada ne olup bitiyor, Avrupalı, Amerikalı, Ortadoğu insanı neler yapıyor araştıracak, bilgi sahibi olacaksın.

Bu araştırdığın bilgileri, analiz edip Kıbrısa uygulayacaksın. Kısacası elini taşın altına sokacaksın. Yan gelip yatma ile bu ülkede hiçbişey olmaz.

“Yola çıkan yolda kalmaz”

Büyüklermizin lafı vardır : “ Yola çıkan yolda kalmaz”. Hakkaten de öyledir. Bir işe gönül verip adabıyla ve hakkıyla işini yaparsan, her zaman başarılı olursun.

Ülkemizin sorunlarından biri de budur. Yıllardır klişeleşmiş ve insanlarımızın beynine kazınan işsizlik sorununun gölgesine sığınarak, hayatlarımız sürüyor. Yerli üretimi canlandırmak için, iş akışını arttırmak gerekmektedir. Bunun da en büyük dinamiği gençler olacaktır. Yeni fikirler, yeni projeleri hayata geçirebilirsek, o zaman belkide işsizliğin önüne geçebilir ve güzel Kıbrıs’ımız için bir büyük adım atmış oluruz.

December 8, 2008

Sözlü Tarih - Çocuklar Unutturmadı

Filed under: Kıbrıs — Tags: , , , , — sercan @ 1:44 am

Bugünlerde adından sıkça bahsettiren Barış İçin Tarih ve Diyalog Derneği tarihin tozlu sayfalarını hareketlendiren güzel bir çalışmayı yayınlayarak Kıbrıs Tarihi’ne katkıda bulunmuştur.  Barış İçin Tarih ve Diyalog Derneği’nin başkanı Güven Uludağ ve yönetim kurulu üyelerinden biri olan Koral Özen’in yaptığı açıklamayı sizlerle paylaşıyorum;

Ülkemizde, araştırmacılık bilincini gençlere aşılamak adına, tüm liselerde başlatılmış olan ve hala daha devam eden sözlü tarih projesi yapılmaktadır. Eğitim bakanlığı ve KTOEÖS ‘un ortak bir projesi olan ve liselerde öğrencilerin aktif katılımı ile, kayıt cihazlarını kullanarak, tanıdıkları yaşlı kişilerle sohbet edip, onların hayat hikayelerini kaydettikleri ve geçmişin nasıl yaşandığı hakkında bilgi sahibi oldukları, Kıbrıs hayatını daha derin ve tam içinden tanıma fırsatı buldukları büyük çaplı bir araştırma projesi başlatılmıştır.

Bu projenin devam ettiği sırada, sözlü tarihin, küçük yaştan itibaren yeni nesillere tanıtılmasını , çocukların etraflarında yaşanan hayata farklı bir bakışla bakmalarını ve merak edip, sorular sormalarını teşvik etmek amacıyla, tam anlamıyla sözlü tahih olmasa da, ilkokul öğrencilerinin yapabileceği nitelikte, yazılı araştırma projesi ile, ilkokullarda da bir başlangıç yapılmıştır.

Hem Kıbrıs tarihini çocuklara sevdirmek, hem etrafındaki insanları tarihin sayfalarına katıp, Kıbrıs tarihini tanıdıklaştırarak sahiplenmelerini sağlamak, hem de soru sorabilmelerini teşvik edip, onların araştırmacı kimliğini öne çıkarmak amacıyla,  “Nene ve dedelerinizin ilkokul hayatını araştırınız.”  Konulu  yazılı bir ödev verilmiştir. Ulaşımın zor olmasından dolayı tüm okullarda değil, sadece Mağusa ve lefkoşa’daki okullarda başlatılan bu projeye, okullardaki öğretmen ve öğrenciler tarafından oldukça büyük bir ilgi gösterilmiştir ve bu faaliyet memnuniyetle karşılanmıştır.

Ödevin çocuklara verildiği ilk günden itibaren ailelerden çok güzel tepkiler gelmiş, dede* nene—torun ilişkisinde , iki nesil arasında, çok hoş sohbetlerin başladığı söylenmiştir.tarihi bilincin uyandırılmasının yanı sıra, günlük hayatta aile içinde konumları önceden belirlenen “dede”-“nene” kimliğinin torunların gözünde birşekilde değiştiği gözlemlenmiştir.  Çocuklar, yaşlı insanların çok ilginç hikayelerle dolu olduğunu anlayıp, bir zamanlar onların da kendileri gibi çocuk olduklarını fark etmişler ve bu ödev,  aile içinde nesillerarası yakınlaşmaya katkı koymuştur.

 Ödevlerin elimize gelmeye başladığı ilk günlerden itibaren, okunan her satırla, geçmişin sayfalarında dolaşmaya başlamış gibi hissettik kendimizi. Resimler, karneler… çok şeyler anlatır… ama anlatılan hikayelerdeki sıcaklık, geçmişe özlemi hissettiren çok samimi anılardı…

Hikayelerde o günleri biz de yaşadık ve eskinin o tozunu, nemli kokusunu içimize çekip, yürümekle bitmeyen okul yollarını yürüdük, tek odalı köy okullarının karmaşık kalabalığında kaybolduk…

Ve hatırladık… hepimiz hatırladık… ne güzel günlerdi o günler… bir yerlerde, köşelerde unutulmaya hazırlanan güzel ve değerli anılar…Bizim olan, bizi biz yapan ve meğer hepimizin sahiplenmesi gereken “ Kimliğimiz” olan anılarımız… işte bu güzel çocuklar bize bunu hatırlattılar.”Unutmadan, Unutulmadan… mirasımızı istiyoruz, bize anlatın!!!” dediler.kendi elerliye  bu anıları yazıp, kendi renkleriyle  canlandırdılar o gunleri…

Mirasımız, geçmişimizdir. Çocuklarımızın sahip çıktığı  mirasın ürünü olan bu  güzel kitap, çok değerli bir hazinedir. Teşekkürler çocuklar, mirasımıza sahip çıktığınız, değer verdiğiniz, can verdiğiniz için…  tebirkler ve teşekkürler…

November 25, 2008

Teşekkürler öğretmenim..

Filed under: Kıbrıs — Tags: , , — sercan @ 4:03 am

Teknoloji;

Teknoloji nedir? Bu sorunun tam cevabını öğrenmek için Google’da “teknoloji nedir” diye bir arama yapın. İşte teknoloji budur. Beş saniye içinde aradığnızı buldunuz.

Sözlük anlamı olarak teknoloji; “bilginin, sanayideki işlemlerde sistematik olarak uygulamaya alınması” demektir. Biraz daha özetlersek, insan hayatını her geçen gün daha fazla kolaylaştırmak için uygulanan tekniklerdir.

Her geçen gün yepyeni teknolojiler hayatımıza giriyor. Aklıma gelen bazı teknolojileri aşağıda sizinle paylaşmak istiyorum;

·         Intel’in geliştirdiği ATOM İşlemcisi

·         Apple’nın piyasaya sunduğu Iphone

·         Blue Ray diskler

Zaman sürekli akıp gidiyor, bunu durduramayız ve biz bu zamanlarmızı en iyi şekilde değerlendirmek için teknolojinin “nimetlerinden” sonuna kadar faydalanıyoruz. Zamanımız bizler için en değerli varlığmızdır, onun için teknoloji onunla birlikte paralel hayatımızın parçası olmaktadır.

Fakat, bir anlığna bu teknolojik dünyayı bir yana bırakıp nostaljik dünyamıza baktığmızda ardımızda bıraktığımız değerler o kadar fazla ki.

Eskiler, birbirlerine mektup yazan sevgililer. Bisikleti ile sevgilisini gezdiren insanları düşünün. Veya, her özel günde birbirlerine atılan kartlar, yazılan mektuplar.  Bunların değeri o kadar fazlaydı ki eskiden.

İnsanlar daha değerliydi eskiden, şimdi ise biraz değerini yitirmişler sanki. Eski değerler rafa kalkmış, yeni dünyanın gölgesinde hayatlar akıp gidiyor.

Ve bu yapay gölgede, unutmamız gerekenler… Tabi ki onlar bir ülkeye ışık tutan, geleceğin doktorlarını, mühendislerni yetiştiren Öğretmenlermiz. Onlar olmasa biz ne yapardık ki ?

Tüm öğretmenlermizin 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutluyorum. İyi ki varsınız.

Teşekkürler öğretmenim..

October 13, 2008

Bir KKTC Masalı..

Filed under: Kıbrıs — cagla @ 1:34 am

15 sene öncesiydi..  Günlerce elektriksiz kaldığımız günleri hatırlıyorum. Dışarda, gece 11-12 ye kadar lüxlerin ışığında oturur, traji komik halimizi tartışır dururduk.  5-6 gün elektriğin gelmediği zamanlarımız oldu. Şimdi dönüp baktığımda, gerçekten de uzunmuş.

O zamanlarda, COMMORE 64 fırtınası vardı. Bayram sevinci ile almış, joystick i kırana kadar oynadığımız günleri unutamıyorum. Kasetleri takıp, LOAD yazıyorduk, böylece oyunu 64KB lik hafızasına yüklüyor, bizler de oyunların keyfine varıyorduk.

Arkadaşımın evinde AMSTRAD , 5 ¼ inch disketli bilgisayar ile tanışmıştım. Pacman oyununu ilk o bilgisayarlarda görmüştüm. DOS komutları ile CD , DIR yazarak, sonu .exe olan oyunları arar, sonra oyunun ismini yazıp, hayal alemine dalardık.

SABAH gazetesinin kuponlar ile verdiği, gri renk ATARİ ler ile tanışmış, hatta içinde 500 oyun olduğunu duyduğumuzda ağzımız kulaklarımıza varmıştı. Fakat, gerçekte 20 oyun vardı, diğerleri sadece farklı versiyonları idi ( Hepsini oynamak için can atan bir çocuk için gerçekten büyük bir hayal kırıklığı ) . Mario ile bu dönemlerde tanışmış, ellerimizde kumandalar ile günlerimizi geçirdiğimizi anımsıyorum.

Gerçek bilgisayarlar piyasalarda .. Önceleri hafızaları güçlü olmadığı için delikli kartlar ile programlanıyorlardı. Doğu Akdeniz Bilgisayar Mühendisliği ilk mezunları bunlarla tanışmışlar. Bir program kurabilmek için veya sistemi programlayabilmek için bazen yüzlerce delikli kartı, sırası ile yuvalarına koyup, çıkartmak gerekiyormuş.. İşin kötü yanı, orta sıralarda bir kart bozulduğunda, tüm kartları geri gönderip yenilerini sipariş etmek gerekiyormuş..

Ve, Windows piyasalarda.. Önce Windows 3.1, sonra Windows 95. Windows 95 ten aklıma kazınan olaylardan birisi Plus versiyonunda, Orman Teması. Bilgisayar meşkul olduğunda fare imgesi Arı’ya dönüşüyordu. Tabi ki, aklımda kalan diğer şey ise FIFA’95 . Spikerlerden tutun, görüntü kalitesine kadar, tam bir devrim niteliği taşıyordu.

Internet.. 9 sene öncesi.. Bir Cumartesi günü evde MIRC , konuşma programına bağlanmıştım. Kanal olarak #girne vardı o zamanlar. Cogu KKTC’li genç gibi, ben de ilk olarak internete Chat vasıtası ile tanışmıştım. O zamanlar Dial Up kullanıyorduk, şimdilerde ADSL geldi.

Sonrası gayet hızlı ..  Windows 98, Windows 2000, Windows XP ve Vista..  Dünyada teknoloji o kadar hızlı ilerlemişti ki, KKTC’deki aileler çocuklarına hangilerini alacaklarını şaşırmıştılar. Birkaç hafta sonra bilgisayar eskiyor, bunu dert ediniyorlardı.

##

Yukardaki kronolojik sıralama, yaşadığım ve gözlemlediğim olaylardan hazırlanmıştır. Nerden nerelere geldiğimiz ile ilgili fikirler veriyor.

KKTC’li aileler , çocuklarını çok sevmekte, onların hiçbirşeylerini eksik etmemek için ellerinden geleni yapmakta. Bunların içinde tabi çocuklarına son model telefon, laptop almaları da var tabii ki.

Bu da teknolojik yönden yoksul olmadığımızı gösteriyor. Ellerimizde bilgisayarlarımız ve internet mevcut.( ADSL veya Dial UP ) . Fakat beni üzen bir nokta var;

-Hayatım boyunca  1-2 arkadaşım dışında, ülkemiz için yararlı teknolojik bir ürün, bir yazılım veya bir proje veya bir kitap VS gibi fikirler duymadım.

Gerçekten de bu beni çok üzüyor. Sayın yazarımız Gölge ADAM ın KKTC’den niye Google, Yahoo çıkmaz?  yazısı vardı, ne kadar hak vermek istemesem de, üzüntümle birlikte hak verdiğimi söylemek istiyorum.

Teknolojik altyapı bir yana, fikir yoksunluğu buna birinci etken.

İnternet alanından baktığımızda, KKTC’de sivrilen bazı siteleri gözümüze batıyor. Bunlar www.bariya.com ve http://www.kibristube.com/  . Kullanıcıları ve hitleri çok olan siteler, fakat bir yenilik getirmiyorlar. Maalesef bariya.com dünyaca ünlü Facebook sitesinden, kibristube.com de isminden anlaşılabileceği gibi Youtube sitesinden kopyalanarak yapılmış sitelerdir. Çalışmalarını gayet başarılı bulduğum webmaster arkadaşlarımdan, biraz daha yenilikler getirmeleri tavsiyesinde bulunabilirim. Böylece sitelerimizi sadece KKTC değil, tüm dünya görecek, sevencek ve kullanacaktır.

Google veya Facebook sitelerinin, 1-2 kişi tarafından yaratıldığını düşünürsek, KKTC’den bunların çıkmaması için bir neden olduğunu düşünmüyorum. Onlar nasıl yaptılar ise, bizler de yapabiliriz. Güzel fikirler çıkarabilmemiz için, hiçbir eksiğimiz yok .

Artık lüx ışıklarımız, Commodore 64 yok, onların yerine son model bilgisayarlarımız ve dünyaya bağlantımız var. Haydi iş başına.

Powered by WordPress